Münster’in Barok Hazineleri
“Kuzeyin Akdenizi” olarakda anılan Alman şehri Münster’in mimari ve yaşam biçimi uzun geleneklere dayanmaktadır.
Münster Hollanda ve Belçikalılarca sık ziyaret edilen bir yerdir ancak son yıllarda deniz aşırı turistlerin de ilgilerini çekmeyi başarmıştır.
Münster, Şarlman zamanından kalma kusursuz mimari ve sanatsal değerlerin uyumunu sunmaktadır. 13. Yüzyıldan kalma şehir çevresi 2. dünya Savaşı akınlarından sonra korunmuş ve aslına bire bir uygun restore edilmiştir.
Büyük barok mimar Conrad Schlaun sayesinde Münster birçok kişi tarafından tekrar ve tekrar ziyaret edilen nadir güzelliğe sahip meşhur binalar barındırmaktadır
Vestfalya’nın gururu Schlaun’un şehre bunca Yüzyıl sonra hala hakim olan mimari ve stilidir. Schlaun böylece şehrin mimari tarihin önemli bir kısım olmuştur.
Schlaun’un şaheseri bir zamanlar Piskoposların Sarayı ve bugün Vestfalia Üniversitesi olan Şehir Kalesidir. Burası şahane bir barok kompleks olup Versailles’e benzemektedir. Dikdörtgen havuzları, büyük parkları ve eşsiz cephesi ile tüm romantik sanat amatörlerini büyülemektedir.
St. Clemens Kilisesi veya Clemens Kilisesi daha önceleri hastane olarak kullanılmış küçük, dairesel bir kilisedir. Burası 18. Yüzyılda inşaat edilmiş olup ince fresk ve barok unsurlarını sergilemektedir. Kırmızı tuğla ve kumtaşından yapılmıştır.
Kilise bir sonraki hedefimiz Erbdrostenhof Konağının karşısında bulunmaktadır.
Erbdrostenhof Konağı süslü dekorasyon ve genişletilmiş kapılarla Italyan sanatının bir başka örneğidir. Bina Vali’ye ev sahipliği yaptığından maalesef ziyarete açık değildir.
Dominician Kilisesi Fransız ve Italyan barokunun başarılı bir örneğidir.
Münster’in “barok adası” tüm anlatılan yapıları kapsayarak eski şehir merkezinin en sanatsal bölümünü oluşturmaktadır.
Kozmopolit itibarı olan Münster gerçek sanatsal değeri olan bir ortaçağ kasabasının alımlı karakterini korumayı başarmıştır.










